İş, İşsizlik, İş Hayatı



İşinizi Seviyor musunuz?

İnsanoğlu geldiği şu saçma dünyada çalışmak zorunda. İşsiz kalmamak için erken kalkıp işinin yolunu tutması gerekiyor. Gerek kendisini gerekse ailesini ayakta tutmak zorunda. Harcadığımız enerjinin, suyun ve her şeyin vergisini, bedelini ödemek zorundayız. İş her ne kadar çok önemli ve elzem ise işsizlik de o kadar kötü bir durum. Aslında neden işsiz kalıyoruz sorusunu düşünürsek cevap ortaya çıkacaktır. İnsan olarak hep her şeyin kolayını, rahat olanını istiyoruz. İşimize geleni tercih ediyor ve zor olandan hemen kaçıyoruz. Bundan dolayı da işsizlik ya da mevsimlik olarak işsizlik meydana gelmektedir.





Mesela garson olarak çalışabilir misiniz? Ya da uzun yol otobüs şoförü olabilir misiniz? diye sorsak ne dersiniz? Sevmediğimiz ya da çalışmak istemediğimiz bu meslekler aslında toplumun en alt kesimine hitap etmektedir. Tabi ki zor mesleklerdir. Bu meslekleri küçümsediğimiz anlaşılmasın. Fakat bizler genelde beğenmeyiz bu tür işleri. Saatlerce ayakta kalarak çalışmak ya da saatlerce oturarak çalışmak gerçekten çok zordur. Asla kolay değildir. Aslında alışmak diye bir şey de yok. Her gün bu acılar çekiliyor. Eğer az acı çekmek istiyorsak iş hayatında, en iyi yapılan iş sevilerek yapılan iştir. Sevilerek yapılan meslekler kişiye daha az acı verecektir. İşi, mesleği sevmelidir.  


Zorlukları Yönetebilmek
İş hayatında herkesin günü aynı zorlukta geçmez. Gerekli olan bu zorlukları yumuşatmak daha sonra yok etmektir. Yani sindirmek. Kendimizi işimize verdiğimizde süreç hızlı işler ve daha az hata yaparız. İşten koptuğumuzda ise çabuk hata yapar ve kaybederiz. Bunun için bu şekilde mücadele etmek dünyanın bir kuralıdır maalesef. Bu böyledir. Belki bilirsiniz Steve Jobs der ki; seveceğiniz işinizi bulana kadar onu aramaya devam edin. 

Eğer kişi böyle yaparsa sizce başarılı mı olacaktır? Sürekli iş değiştirerek nereye kadar gidilecek? Ne kadar süre oyalanacağız?   Bu yöntemi uygulamak tabi ki yıpratıcıdır. 


Yeni başladığınız işinizde işe adapte olana kadar en az 2,5 ay geçmesi gerekir. Belki de 6 ay. Peki böyle bir uygulama ile ne zamana kadar gerçek bize ait olan işimizi bulabiliriz? O yüzden bu da bir risktir. Şunu da unutmayalım Steve Jobs oldukça zahmet çekmiştir hayatında. Kendisi kurup büyüttüğü işinden bile kovulmuştur. İşte bu yüzden zorluklar ve çileler insanoğlunun bir kaderidir ya da gıdasıdır. 







maden ocağı


 Ah İş Verenler..
Yaşadıklarımızı sizler de çok yakından görüyorsunuz. İşsizlikle mücadele eden binlerce insan. Çok şey istemiyoruz ki. Sadece geçinecek ekmek parası. Geldik bu dünyaya çalışmak için. Geldik ama bu kadar da kötü şartlar içinde çalışmaya gelmedik. Bu kadar büyük ve uzun ihmaller zinciri içinde çok değersiz, zalim, acımasız işverenlerin ellerinde hapsolup ve yok olup gitmeye gelmedik. Daha insan gibi çalışmaya ihtiyacımız var. İnsan gibi kazanmaya, insan yerine koyulmaya ihtiyacımız var. İşsizlik engelimiz değil de kötü şartlar engelimiz oluyor hep. Devlet ve iş verenler tarafından unutulmuş, terk edilmiş işçi insanlar.








İş Çiledir Emektir    

Hala insanlar iş hayatının ne olduğunu bilmiyorlar. İş nedir? İş, çile ve emektir. İş, insanı yoran bir gayret ve zahmetten oluşur. Hiçbir şey zahmetsiz oluşmuyor. Giyindiğimiz kıyafetler, pantolonlardan ve yediğimiz ekmeğe kadar üretilen her şey zahmet çekilerek meydana getiriliyor. Acımasızca eleştirerek seyrettiğimiz filimler, diziler acaba çok kolay bir şekilde mi oluyor? Elbette kolay olmuyor sadece küçük bir kaç saniyelik bir sahne için yüzlerce liralar harcanıyor. Yüzlerce insan çalışıyor, yoruluyor ya da zamanla kronik ağrılara bile maruz kalıyor. 

Gelişen teknoloji ile birlikte görsel effektlerin filim ve dizilerde kullanılması bazen bir zorunluluk haline gelmiştir. Bunun için sadece 30 saniyelik bir görsel effekt kullanılması bile oldukça maliyetli ve zahmetli bir iştir. Oldukça kısa süreli görsel bir keyif için saatler ve milyonlar harcanmaktadır.

Daha işi öğrenmeden patron olma hevesi de kötü bir fikirdir. Patron olmak için patron gibi çalışmak, emek vermek gerekir. Patron gibi düşünmek ve oldukça hırslı çalışmak gerekir. Disiplinli çalışarak kişi zaten yükselecektir. Hayatta, işinde sabırlı ve disiplinli olmak işini iyi yaptığın anlamına gelir. Böylece başarı ve para size gelecektir.

Yeni fikir, farklı fikir altın değerindedir. Çok kıymetlidir. Farklı fikir, eğer hayata geçirilirse büyük bir kazanıma dönüşür. Bu da zaten sizi zengin edecektir.  





İlk Yapılan İşler Altın Gibidir 

İlk defa ortaya atılıp hayata geçirilen işler aslında bir fikir değil midir? Fikirdir fakat farklıdır ve yenidir. Böylece var olan ciddi boşluk hemen doldurulmuş olur. İnsanların bilinç altında var olan bu ihtiyaçları karşılanmış olduğu için büyük bir ilgi odağı haline gelir çok kısa süre içerisinde. Örnekler de çok fazladır. Mesela Acun Ilıcalı. Farklı bir iş yaptığı için ve adım adım dikkatli ve doğru hamleler yaptığı için başarılı bir insandır. 

Yaptığı televizyon programları bugüne kadar sevilmiş ve izlenmiştir. Hatta yaptığı programlar kendisine ve ekibine yüksek reytingler kazandırmaktadır. Acun, yaptığı işleri çok severek ve tutkuyla yapmaktadır. Kendisinin de belirttiği gibi ben herkesin aslında hoşlandığı, seyrederken keyif alacağı işler yapıyorum demesi bunun bir delilidir.


Ruh İşinize Kavuşmak Dileği İle
Bir insanın sevdiği iş ile uğraşması hayattır. Sevdiğiniz işle uğraşmak size mutluluk verir. Fakat sevmediğiniz işi yapmak size mutsuzluk verir. Kendinizi adeta ait olmadığınız bir yerde hissedersiniz. Bir insanın sevdiği işi yapması, kendisini biraz daha ileriye götürür. Yaptığı işte uzmanlaşır. Mutlu olur. İşinin her ayrıntısını iyi bilir daha da ilerler. İlgilendiği işi bir adım daha ileriye götürebilir, geliştirir. 

İş öyle bir şeydir ki inanın ruh eşiniz kadar çok önemlidir. Mesela evlendiğiniz doğru insan sizin için ne kadar önemliyse yapacağınız iş de çok önemlidir. Doğru işe, bize yakışan işlere kavuşmalıyız, keşfetmeliyiz. Yoksa sevmediğimiz işte bir ömür zaman harcamak kendimizi harcamakla aynı şey olabilir. Çünkü içimizdeki duygularımız arasında yapayalnız kalırız, sıkışık vaziyette sevmediğimiz işe devam ederiz. 




Mesela sanayi sektöründe tasarım programlarını kullanmak, onlarla haşır neşir olmak, çizim yapmak istiyorsunuz. O zaman bu sahaya yönelmelidir. Araştırmalıdır. İnternetten değil, çıkıp dolaşın araştırın, gezin. Zaten internetten yaptığınız başvurulara pek de cevap alamazsınız. Başvuru yaptıktan sonra heyecanla beklemeyin boşuna. Kişinin sevmediği iş üzerinde devam etmesi ne acı. Sevilmeden yapılan işler, her dakika kişiye ızdırap verir ve işe lanet olsun diyerek devam edilebilir.

 Ya da bayan kuaförlük, nakış dikiş, muhasebe, iç mimar, üretim, sağlık sektörü, elektronik ve bunun gibi birçok sahaya açılmak dileği ile sevdiğimiz işimize kavuşmak ve hayatımızın önemli kısmını severek, hoşlanarak yapacağımız işimiz ile birlikte geçirmek dileği ile hepinize sağlık ve mutluluklar diliyoruz. 

Yaptığınız iş başvuruları boşa gitmesin. Türkiye'de yabancı firmaların eline muhtaç olmamak, biz olmak, hep birlikte üreten insanlar olmak niyetiyle Türk vatandaşlarının kendi ürettiği en güzel kumaşlar, elektronik eşyalardan cipsler ve içeceklere kadar bizim elimizden tertemiz, ciddi bir disiplin ve dürüstlük içerisinde üretilmesini de istiyoruz. Çünkü bize bu yakışır.  


Ford Otosan'da ve Köle Olmak
Artık bugün de kapitalizm sisteminin devam ettiğini ucuz iş gücü avcılarının tilkiler gibi ucuz zavallı insanları köleler gibi çalıştırmak için onları avladıklarını iyi biliyoruz. Sanayi sektörü artık eski popularitesini kaybettiği için ağır sanayi ve üretim farklı bir hal aldı. Maaşlar oldukça azalırken iş koşulları ağırlaştı. İnsanlar bugün gerçekten köleler gibi çalışıyor. Asgari ücret kazanabilmek için gerçekten köleler gibi çalışıyorlar. Hem de dinlenmeden tatil yapmadan çalışıyorlar. Bu insanların geceleri ve gündüzleri yok. İğrenç vardiya sistemi insanları ele geçiriyor. Peki böyle koşullarda bir insan nasıl mutlu olabilir? Sadece emeklerinin karşılığını ister bu insanlar ki buna da hakları vardır. Şunu da bilmekte fayda var. Bu patron babaları milyonlarca TL hatta dolar kazanmaktadırlar. Hem de her dakika içerisinde onların odalar büyüklüğünde kasalarına paralar nehir gibi akmaktadır.  


işsizlik


Onların kazandıkları bu paralar, bırakın 6 bin ya da 7 bin işçiyi doyurmayı bir şehri zengin edebilir. Çünkü kazanılan bu büyük paralar binlerce insanı rahatlıkla zengin edebilir. Çünkü kazanılan karlar ciddi boyutlardadır. Fakat bu patronlar gerçekten son derece cimri davranarak asla fazlasını vermezler. Çalışanların zenginleşmesini kesinlikle istemezler bu böyledir. Çalışanların her zaman kendilerine muhtaç olmasını isterler. Sadece ford otosan değil üretim olan her metal, boru, otomotiv sektörlerinde, bantlarda çalışmak çok zordur. Haliniz kalmaz bedeniniz öyle yorulur ki, uyuduğunuzda uyanmak artık çok zorlaşır. Bunların bilinmesini istedik. Çünkü bu saçma dünyada herkesin mutlu olmaya hakkı vardır diye düşünüyoruz. Sadece ağa babaların, patron baronların, bu kalitesiz müsvettelerin değil. 


Düzenimiz Yok, Hep Çalış!
Sizin de yaşadığınız gibi insanların belli bir düzenleri yok çalışma hayatında. Hayatımızın yarısından fazlasını iş hayatına veriyoruz. Köle gibi çalışıyoruz. Vardiyalar, uzun mesailer. Halbuki insan bu kadar çok fazla çalışmayı sevmez. Çok çalışmaktan hoşlanmaz. Bu gerçek. Şöyle olmasını isterdik. Haftanın 7 gününün 7 sini de çalışmamalıyız. Hadi kendimize 1 gün tatil verelim. E zaten vasat grup sadece 1 gün tatil yapabiliyor. Tamam 2 gün daha artıralım. Normal bir insan bence haftada en az 2 gün dinlenmelidir. Gelin kendimize bir gün daha tatil verelim mi? Üçe çıkaralım. Faftada 3 gün iş yüzü görmeyelim 4 gün dinlenelim. Üç gün içerisinde hem dinlenmeli hem de öldükten sonrası için bir şeyler yapmalı.   





Share on Google Plus

About demir57 _

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.