Aşk Acısı Çekiyorum!


Aşk Acısı Neden Çekiyoruz?

Aşk acısı kadın ve erkeğin arasında meydana gelen bir yıkım, yara, mutsuzluk, üzüntü dolu bir kalp ve ruh halidir. Sonuçta çekilen bu acılar normaldir. Çünkü artık sevdiğimiz insan gitmiştir. Onun gitmesine ve artık yanımıza gelmeyeceğine inandığımız durumdur. Aşk bir tutku, bağlılık hatta bağımlılıktır diyebiliriz. O kişiyi görmekten ona bakmaktan keyif aldığımız, onun hareketlerine ya da güzelliğine tutulduğumuz, yoğun duygular yaşadığımız bir haldir. Kısa süreli de olsa aşkın uykuları bile kaçıran gücü vardır. Aşk uykuları kaçırır. Sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde nasıl üzülmeyelim ki? Nasıl aşk acısı çekmeyelim ki? Kimisi bir kaç ay kimisi de yıllarca aşk acısı çekebilir.



Kişiyi daha fazla mutsuzluğa sürükleyen bir düşünce daha vardır ki daha tehlikelidir. O da ayrıldığımız karşı cinsin, biricik sevgilimizin, başka bir insanın kollarına, kucağına gideceği korkusu ve düşüncesidir. Bu düşüncenin yoğunlaşması kişiyi çok mutsuz eder ve özellikle erkeklerde saldırı, cinayet, depresyon ile sonuçlanır. Maalesef lanet dünya hayatının türlü türlü acıları ile birlikteyiz. Aşk acısı da bunlardan sadece bir tanesi. 
Aşık olduğumuzda, candan sevdiğimizde hayat eskiye göre çok daha güzeldir. Kişi sevinçli ve mutlu bir ruha sahip olmuştur artık. Kalp ise aşkın keyfini çıkarır. Kalp, aşkın tadını doya doya hiç bitmesini istemeden uzun süre yaşamak ister. Böylece kişi aşık olmadan önceki halini iyi bildiği için aşkın tadını da aldığı için önceki halinin kötü olduğunu, boş yaşadığını hisseder. Aşkın hiç bitmemesini, yok olmamasını ister. Oysaki maalesef aşk kırılgandır ve narindir. Aşk yerini sevgiye bırakır. Bunu kaç kişi yaşıyor? Belki de az sayıda kişi. 

 aşk acısı


Üzüldüğümüz diğer bir nokta da evli ve çocuk sahibi insanların boşanmalarıdır. Boşanmayı kesinlikle istemeyen fakat mecbur kalıp boşanan kişi, uzun yıllar aşk acısı çekebilir. Evli insanların hayatta başka bir insana aşık olmaları da yaşanan olaylardandır. İnsanoğlu nefis denilen garip varlıktan yaratıldığı için, ne istediğini bilmeyen ve her gördüğüne de heveslenen, sahip olmak isteyen nefis, her yerde bizim işimizi zorlaştırmaktadır.

Karşı cinse karşı hissedilen duyguların, doğru bir şekilde analizinin yapılması gerekir. Kişi kendini sorgulamalı ve yaşadığı duyguların ne olduğunu, neye ait olduğunu doğru belirlemelidir. Kendine gelmek için çaba göstermelidir. Eğer bu yoğun duygulardan kurtulamıyorsa destek almalı ve kendisini telkin ile tedavi etmelidir. Uzman psikoloğa görünmesi faydalı olacaktır


Hata Nerede ya da Kimde?

İki ayrı cinsten yaratılan kadın ve erkek birbirlerine aşık olurlar. Aşık olmadan önce kesinlikle uyumluluk ve karakter incelenmelidir. Eğer her hangi bir duygu hissedilmiyorsa ilişkinin bitirilmesi faydalı olabilir. Tabi ki aşk acısı çekerken hatanın kimde olduğunu konuşmak saçma olacaktır. Aşk da aşk acısı da doğanın bir kuralıdır. Özellikle büyüme yaşında olan çocuklar ve ergenlerin arasında başlayan aşk konusuna ebeveynler dikkat etmeli, yaşanan her hangi bir aşk acısı karşısında çocuklarını bilgilendirmeli ve destek vermelidirler.   

"Lanet olsun, lanetler olsun nedir bu yara? Çok acı çekiyorum. Beni istemiyor! Oysa ki her şey ne kadar güzeldi. Hep ayrılmamak istedim fakat o bunu çok istiyor. Onu çok seviyorum. Onu çok istiyorum. Aklımdan hiç çıkmıyor. Onu unutamıyorum. Resmen ayrıldık. Ağlıyorum. Lütfen yardım edin!

Yapılan yanlış evlilikler boşanma ile sonuçlanıyor. Evlilik öncesi yanlış kişiler ile yapılan ilişkiler ayrılıklarla biter. Bu kesinlikle böyledir. Eğer ayrılık varsa ruhlarınız, karakteriniz anlaşamıyor demektir. Buna bu şekilde bakmak gerek. İşte bu yüzden sadece dikkat etmek gerekiyor ilk başta. İlişkilere başlamadan önce beğendiğimiz insan için doğru karakter analizi yapmak gerekiyor. Kişi tanınmalıdır. Konuşması ve oturup kalkması özellikle karakterini, kişiliğini iyi tanımak gerekiyor. Kişiyi tanıma süresi bir ile üç yıl arasında değişebilir. Eğer birliktelik öncesi yanlış kişi ile çıkmaya başlarsanız sonu hüsran olacaktır. Sonrasında ise yukarıda gördüğünüz içimizdeki alışılmış feryat ve fırtınalar uzun süre devam edecektir. 

İnsanları tanımak için sabır gerekiyor, çok çabuk tanıyamayız. Bu yüzden daha çok tanımaya çalışmak ve odaklanmak gerekir. En kısa sürede tanımalıdır. İlk başlanan çıkma durumlarında veya nişanlılık döneminde mutlaka karşıdakini tanımaya odaklanmak gerekir. Sırf daha iyi tanımak için buluşmak, tanımak için yolculuk ya da yemeğe çıkmak, sohbet etmek gerekir.


aşk



Aşk Ayak da Öptürtür Dudak da

Aşk acısı çekmeyen severek evlenmiş insanlar mutluluğu yaşamışlardır. Aşk, sevgi öyle bir şeydir ki sevgilinizin ayağının altını bile öpersiniz. Çünkü içinizde o kişiye karşı harika bir sevgi vardır. Bu sevgi ve kanın kaynaması size bunu yaptırır. Bu sevgi tamamen durudur, berraktır. Burada önemli olan sevginin gücüdür aslında. Her çiftin böyle olması ne kadar güzeldir. Güvenin olduğu bir birliktelik kişilere ve topluma daha çok sevgi katar. Toplumlar daha mutlu olur. Güvensizlik durumunda ise işler çok karışır ve birbirine girer. Hatta öyle ki güvensizlik eğer hızlı bir şekilde toplumlar arasında yayılım gösterirse bu, bir atom bombasının patlamasından çok daha büyük bir yıkım yaratabilir. 

İşte bu yıkımın adı da aldatmak ve önüne gelen insanla sevişmeyi, seksi göze almak ve buna odaklanmak halidir. Başka insanların koynunda mutluluk arayışları başlayabilir. Bu da çok kısa süreli ilişkilere sebep olur. Bu durumda mutluluk kaybolur. Mutluluk basitleşir. Toplumlar arası aldatma fikrinin hızla yayılımı, karşı cinslerin birbirlerine hiç güvenmediği bir atmosferin oluşması kesinlikle çok kötü bir afettir ve bunu engellemek gerekir. Öyle ki güveni özlemeli ve güvene kucak açmalıyız. Aşk acısı çekmeden bir yaşama kavuşmamız gereklidir.    

Özellikle teknoloji ve kitle iletişim ürünlerinin gelişimi ile birlikte artık medyada görevini daha kolay yapar hale gelmiştir. Dizilerdeki çarpık ilişkilerle, gazetelerle genç kızlara ve erkeklere kötü örnek olan medya da ayrıca çok tehlikelidir. Bir an önce kendisine yakışır tavrı alması ve kendine çeki düzen vermesi gerekir. Doğru ve vatan sever bir yaklaşımla toplumların inşasına katkıda bulunması medyanın en önemli görevleri arasındadır. Aileyi önemsemeli ve gençlere doğru örnek olmalı, bizlere yakışır diziler çekilmelidir. Fakat ne yazık ki Türkiye'de medya ve kitle iletişim araçları söylediğimizin tam aksini kasıtlı olarak uygulamaktadır.


aşk var mı


Aşkı Taze Tutmak İçin

Eğer doğru insanı bulmuşsak evlenmiş ya da evlenme planları yapıyorsak kararımızı vermişiz demektir. Biz sevdiğimiz insanı bulmuş ve onu sevmişiz demektir. Aşk acısı çekmek istemiyorsak doğru insanı bulmak için de çabalamamız gerekir. Aşkı taze tutmak için bazen farklılıklar yapmak gerekir. Birbirimiz için güzelleşmek, kokular, güzel sözler söylemek, şık giyinmenin yanı sıra hediyeler almak da faydalıdır. Kadın ve erkek birbiri için güzelleştiğinde zaten ardından sevgi ve iltifatlar oluşur. Çiftler birbirleri için iltifat etmekten hiç üşenmemelidir. Birbirlerine karşı "Hayatım çok güzelsin, benim bir tanem. Canım çok tatlısın. Seni çok seviyorum. " gibi sözler aşkı ve sevgiyi ısıtır. 

Aslında aşk saf sevgidir. Kişiyi, onu görünce mutlu eden saf bir sevgi, güzel bir hoşlanma duygusudur. Aşk, onunla konuşurken gözlerinin içinin gülmesi, kalbinin kıpır kıpır etmesidir. İşte böyle çiftler mutlu çiftlerdir. Dünya hayatındaki mutluluklardan bir tanesi de yüzüne bakıldığında insanın içinin mutlu olması, ruhun ve kalbin sükun bulmasıdır. Ruhun ve kalbin rahatlaması, huzur bulmasıdır. Dünya hayatındaki mutluluklardan bir tanesi işte budur. Sizi mutlu edecek bir eştir. Kim böyle bir eşe sahipse 1-0 önde diyebiliriz.
Share on Google Plus

About demir57 _

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.